Bireysel Terapi

Amacım, kendinizi tanıma ve anlama; ihtiyaçlarınızı, duygularınızı ve yaşamınızdaki tekrar eden örüntüleri fark etme sürecinizde bilgi ve deneyimlerimle size eşlik etmek. Bireysel terapi seanslarında, varoluşçu ve geştalt yaklaşımlarından yararlanarak kendinizle, ilişkilerinizle ve yaşamınızla kurduğunuz ilişkiye daha yakından bakabileceğiniz bir alan sunmayı amaçlıyorum.

Varoluşçu Psikoterapi

Varoluşçu Psikoterapide kendini bilmek, kendini tanımak bir hedef değildir. Dünyada kendini bilen ve tanıyan, ve de kendini bilmeyen ve tanımayan insanlar olmak üzere ayrılmış iki grup yoktur. Ama her birimiz için mümkün olan iki ayrı var olma hali vardır;  kendini bilmeye ve tanımaya devam eden ve de kendini bilmekten ve tanımaktan uzak olan. 

Varoluşçu psikoterapide danışanlar felsefenin de yardımıyla nasıl bu kendini bilme ve tanıma yolunda kalabileceklerine dair temel bir duruş kazanırlar. Bu duruşun içerisinde belirtiler yok olur, sadece sıkıntılara dönüşür, hayat ise dalgalarında boğulunan bir okyanustan, dalgaları üzerinde sörf yapılan canlı ve aktif bir mücadeleye dönüşür. Doyum veren bir mücadeleye.

Varoluşçu psikoterapide amaç, insanların daima hayatlarına dair daha net olmaları ve daha farkında yaşamalarıdır. Amaç, insanların kendilerini diğer insanları ve fikirleri daha iyi anlayabilmeleridir ve bu anlayışı optimal seviyeye taşıyana kadar artırmak ve genişletmektir. Terapistin amacı bariz veya gizli yollardan danışanı birtakım yerleşik yorum kalıplarına sıkıştırmaktan ziyade, açık görüşlü ve meraklı bir tavırla danışanın gerçeği arayışında danışanla birlikte çalışmaktır.

Varoluşçu ekol, doygun bir şekilde yaşamanın yolunun, hayatın zorlukları ve sınırlarıyla yüzleşmek olduğunu söyler. Varoluşçu terapi, kendinizi ve yaşam koşullarınızı netleştirmeyi; zorlandığınız yaşam krizleri ve ilişkileri anlama konusunda yardımcı olmayı hedefler. Varoluşçu çalışmalar kişinin değer ve inanışlarını açığa çıkarmayı ve anlamayı, ve de daha önce söylenmemiş ve örtülü olanı aşikar kılmayı hedefler. İnsan varoluşunun kısıtlarını ve çelişkilerini kabul ederek, kişinin daha kasıtlı, daha otantik ve daha amaçlı yaşamasını araştırır. Varoluşçu terapide, danışanın semptomlarına odaklanmak yerine,  bu belirtilerin ortaya çıktığı genel bağlam araştırılır ve keşfedilmeye çalışılır. Bu genel bağlam danışanın hayatının tamamıdır. İyileştirmek veya tedavi değil. Danışanın kendi varoluşunu veya daha günlük dille hayatını anlaması ve tanıması amaçtır.  Burada terapist, bu betimlemeye rehberlik etmektedir.  Bu betimlemenin, beraberinde kişinin hayatına dair daha geniş bir anlayış ve hayatın vazgeçilmez gerginliklerinde daha cesaretle kalarak yaşamayı getireceğine inanılır. Varoluşçu terapiler ucu açık ve uzun dönemlidir. Fakat bu süre danışanın ihtiyacına göre değişiklik gösterebilmektedir.

Çift Terapisi

Dr. Stan Tatkin tarafından geliştirilen PACT Çift Terapisi (Psycho-biological Approach to Couples Therapy), Bağlanma, Uyarım regülasyon ve Gelişimsel nöro-bilim kuramlarını temel alan çift terapisi yaklaşımıdır. Ben de çift seanslarında bu yaklaşımı kullanmaktayım.

Partnerlerin arasındaki ilişkinin, erken dönem bağlanma biçimlerinin yetişkinlikte de tekrarlandığı, beden, zihin ve duygu etkileşimli bir tür “dans” olduğu fikrine dayanmaktadır. Çiftlere sıkıntı oluşturan meselelerin nöro-biyolojik ve bilinçdışı anı kaynaklı olduğunu söylemektedir. PACT odaklı terapide, ilişkinin kalıcı dönüşümü, ancak bilinçdışı kaynaklı tepkilerle yanıltıcı anıların irdelenmesi ile gerçekleşebilir. Bu süreçte kişiler hem kendilerinin hem de eşlerinin duygu durumunu daha iyi anlamaya ve birbirlerinin duygu düzenlemesine yardımcı olmaya başlarlar; bu şekilde sağlanacak daha etkili iletişim sayesinde güçlü ve güvenli bir ilişki kurulma ihtimali doğar.
PACT terapisi, çift ilişkisini iyileştirmeye ve ilişki stresini azaltmaya yardımcı olduğu belirlenmiştir. Zorlu ve çatışmalı ilişkilerini değiştirmeye talip olan tüm çiftlere uygundur.

Dışavurumcu Sanat Terapi Atölyeleri (Expressive Arts Therapy)

Sanatın  iyileştirici gücü, ızdırabı ortadan kaldırmasında değil, bu ızdırabın tam da ortasındayken bizi tutup kapsayabilmesinde yatar. Böylelikle kaosu inkar etmeden ve ondan kaçmadan ona tahammül edebiliriz.

Stephen K. Levine 

Psikoloji, sosyal hizmet gibi pek çok alanda  ve pek çok yaştaki birey ve grupların gelişiminde etkili olan Dışavurumcu Sanat Terapisi Atölyeleri sanat aracılığıyla değişim yaratmayı esas alır.

Dışavurumcu Sanatlar (EXA) kaynağını, dünyaya güzellik getirecek olan yaratıcı eylemler aracılığıyla dönüştürebilme kapasitemiz olan POIESIS’ten alır.

Antik Yunan’a ait bir kelime olup, “yapma- ortaya koyma” dan gelmektedir.  (bkz. Stephen K. Levine). Estetik deneyimin kendisi tarih boyunca insan ve toplulukların kendi doğalarına ve kendilerini çevreleyen doğayla  bağlarını korumada esas olduğu üzere, beden, zihin ve duyguyu bütünleştirici gücüyle beraber olmuşlardır. Bu nedenle  EXA’da sanatın kendisi merkezde durur, sanat yorumlanan bir araç veya teşhis aracı olmaktan ötedir. Sanatı tekrardan insanın gündelik varoluşunun bir parçası olmasının yollarını gösterir, taze bakış açıları kazanmamıza öncülük eder.

EXA’nin bir diğer bağlı olduğu kaynak ise “fenomenolojik” yaklaşımdır.

Önceden tanımlanmış ve formülize edilmiş kuramsal varsayımlar değil, deneyimin yaşandığı andaki durumun doğasını araştırmak önemlidir. Ele alınan konu üzerinde konuşmaktan öte, beraber  güvene dayalı ilişki  ve ortam içinde süreç ilerler.

*Yazan: Fulya Kurter Musnitsky